10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü Yaşanmış Deneyimler Duyulsun: Gerçek Sesler, Gerçek Değişim

Ülkemizde yürütülen ruh sağlığı yasası çalışmalarında hasta ve hasta yakınları derneklerinin doğrudan katılımı en baştan bu yana önemsenmiştir. Bu yıl Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu’nun 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü çerçevesinde açıkladığı tema, bizleri ruhsal hastalıklarla yaşayan insanların seslerine daha fazla kulak vermeye çağırıyor. Bunun anlamı onların yaşanmış deneyimlerini ruh sağlığı politikalarının ve uygulamalarının şekillendirilmesinde rehber olarak görmektir.

Ruhsal hastalık deneyimi yaşayan bireylerin kendi yaşamlarından edindikleri deneyim, ruh sağlığı hizmetlerinin nasıl daha erişilebilir, insancıl ve birey merkezli hale getirilebileceğine ilişkin özgün bir katkı sunar. Bu açıdan yaşanmış deneyime sahip bireylerin yalnızca deneyimlerini paylaşmalarını değil; hangi hizmetlerin sunulacağına, bu hizmetlerin nasıl tasarlanacağına ve ruh sağlığı sistemlerinin nasıl geliştirileceğine ilişkin kararlara aktif olarak katılmaları gerekir. Çünkü gerçek değişim böyle başlar.

Bu yaklaşım, ruh sağlığı hizmetlerinin nerede ve nasıl sunulacağı sorusunu da gündeme getirir. Ruhsal hastalıklarla yaşayan bireylerin ihtiyaç duydukları bakım ve desteğe erişmeleri kadar, toplumdan kopmadan yaşamlarını sürdürebilmeleri de temel bir hedef olmalıdır.

Ağır ve süreğen ruhsal hastalığı olan bireyler uzun süreli bakıma ihtiyaç duyabilir. Bu gerçekten hareketle bakımın kişiyi topluma yaklaştıran ve sosyal bağlarını güçlendiren bir yapıya dönüşmesi gerektiğine inanıyoruz. Kişinin ailesi, sosyal çevresi, eğitimi, işi ve toplumsal yaşamıyla bağını koruyabilmesi; ruh sağlığı hizmetlerinin temel hedeflerinden biri olmalıdır.

Ancak özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük metropollerde dahi her ilçede Toplum Ruh Sağlığı Merkezi bulunmaması, bu hizmetlere erişimde önemli güçlükler yaratmaktadır. Toplum temelli hizmetlerin ülke genelinde, nüfus ve ihtiyaçlar dikkate alınarak yaygınlaştırılması; ruh sağlığı hizmetlerinin yalnızca hastaneler ve bakım kurumları etrafında değil, insanın yaşadığı toplumun içinde örgütlenmesi açısından önemlidir. Bu nedenle Türkiye'de toplum temelli ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılması gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca hasta ve yakınlarının yaşanmış deneyimlerine doğrudan tanık olan, bilimsel ve etik değerlerle çalışmayı benimseyen ruh sağlığı derneklerinin seslerinin kısılması ve toplumu bilgilendirmelerinin önüne geçilmesi hastaların yaşanmış deneyimlerinin sesinin kısılması demektir.

Bu açıdan Türk Nöropsikiyatri Derneği olarak ruh sağlığı hizmetlerinin yaşanmış deneyime sahip bireyler ve onların yaşamlarına, yaşayabildikleri stigmatizasyona tanık olan ve bu stigmatizasyonun sağlığa erişimlerini engelleyebileceğini bilen ruh sağlığı dernekleriyle birlikte şekillendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Hastaların deneyimlerini dinleyelim. Ama bununla yetinmeyelim. Seslerini karar süreçlerine ve hizmetlerin tasarımına taşıyalım. İhtiyaçlarını ruh sağlığı politikalarının merkezine koyalım.

 

Çünkü gerçek sesler, ancak gerçek bir değişime dönüştüğünde anlam kazanır.

Türk Nöropsikiyatri Derneği

Türkiye Psikiyatri Derneği

Duyurular

Özlem ve Saygıyla Anıyoruz